Pages

29 Eylül 2012 Cumartesi

Anlamak mı ? Anlaşmak mı ?


Anlamak mı ? Anlaşmak mı ?

Bütün mesele bu aslında …

Bu ara bu meselenin tam ortasındayım ne anlayabiliyorum ne anlaşabiliyorum. Vaziyetin vasat olmasının nedenlerine bakacak olursak ; ya etrafımda bunları birbirine karıştıran insanlar var ya da tatilimin son demlerinde olduğum için okulun açılması yaklaştığı için içine girdiğim depresif durum da nedenler arasına girebilir 
-,-

Direk konuya girelim işe anlamaktan başlarsak eğer..

İnsanları kolay anlayan bir yapıya sahip olduğumu düşünüyorum. Belki okuduğum bölümün , gördüğüm derslerin etkisi olduğu aşikar..’ insan ‘ kelimesi beş harften oluşsa da içinde barındırdığı anlam derin ve koyu. Basit ve bir o kadar karmaşık. Anlıyorum dediğime gelecek olursak herkes kendini ne kadar bana aktara bilirse bende o kadar anlarım. Bazılarını çok kolay bazılarını ise çok zor anlarım. İnsan bu zira çeşidi çok..

Mesela beni anlayan , anlamaya çalışan insanlara büyük bir saygım duyuyorum. Çünkü beni anlamış ama anlamayan ağzına geleni saydıran insan görmüşlüğüm var.
Yani anlaşmanın temelinde iyi bir anlamanın olduğunu düşünüyorum.(kendimce)
Hatta bazen anlamak da yetmiyor karşınızdakiyle iletişim kuramıyorsanız ortada anlaşmak konuşmak diye bir şey kalmıyor -,-

İlk olarak yıllardır arkadaş olduğumuz kişileri ele alalım. Siz onları her daim dinlersiniz dimi. Onları anlamaya çalışırız, onlar bu durumdan oldukça hoşnutlardır. ( beni anlayan bir sen varsın canım arkadaşım ^^ nidalarını duymuşsunuzdur ) ama konuya sizin açınızdan bakalım (kendiniz için yani ). En kötü zamanınız da yanına gittiniz sizi anlamasını bekliyorsunuz bir şekilde hani ‘arkadaşsınız’ ya. Ama işler öyle olmuyor yani istediğiniz gibi. İşte burada olaylar tek taraflı yürümeye başlıyor. Siz onu anlarsınız ama o sizi anlamak istemez ama çok anlaştığınızı zanneder sadece..

Birde her dediğinizi yanlış yorumlayan anlayan insanlar var ki .. ( onları atsan atamıyorsun satsan satamıyorsun ) bir şey söylediğinizde illa bir alt açıklama yapmak zorundasınızdır. Bu olay yorar , bunaltır..
Bu resmen bilmediğiniz bir dilde olan bir filme Türkçe altyazı eklemek gibi bir şey olsa gerek..

( şu yukardaki özelliklere sahip olan insanlara katlananları sabırlarından dolayı tebrik etmek lazım başından defetmesini bilenleri ise ayakta alkışlıyorum J )

Hep kötü yanlarını yazmak olmaz .. J

Birde görmeden, görüşmeden anlaştığımız insanlar vardır. Onları korumak lazım. Sizi anlayan konuştuğunuz da kendinizi diken üstünde hissetmediğiniz zamanlardaki anlaştığınız insanlardır bunlar.

Ben mesela bu anlaştığım kesimle genellikle internet ortamında görüşüyorum. Bazılarının sırf yazılarını okuyorum. Yazılarıyla bile beni anlayan okuduğumda ‘ evet ‘ ‘işte tam istediğim buydu ‘ şeklinde tepki verebiliyorsam bence anlaşa da biliyoruz J

Ps : şu ana kadar en iyi anlaşma şeklini annem ve çiçekleri arasında gördüm J annem onlarla sohbet eder , sular ;onlarda en güzel renkleriyle çiçeklerini açarak annemi mutlu ediyorlar.
                     Bu da size iyi geceler şarkım olsunJ


17 Eylül 2012 Pazartesi

GET YOUR CRAYON


     

 Benim sevgili liderim sonunda müthiş bir dönüş yaptı. Kendini yenileyerek birbirinden güzel şarkılarla hemdee J albüm çıkmadan önce ‘one of a kind’ ile önce ağzımıza bir parmak bal çaldı sonra ‘that xx’ ile merakımızı tavan yaptırdı. Ben bu şarkılardan sonra acaba bir insan daha ne kadar mükemmel olabilir diye düşünmedim değil. Başına onca şey geldi ne kendini bıraktı ne de fanlarını bıraktı. Biz ona inandık o da kendine inandı ve ortaya böyle harika bir albüm çıktı J

bunlar '' one of a kind '' klibinden ...







    

bunlar da '' that xx '' klibinden..



                                                         


Albüm de çoğunluk düetlerden oluşuyor desek yeridir. Yine özgün ve iyi isimlerle çalışmış. Ses uyumları çok iyi bence. Nell ile olan düeti ve şu yeni çıkacak yeni kız grubundan biriyle olan düeti söylenecek bir şey bulamadım. Hatta o adı belirsiz kızın sesine hayran kaldım resmen. Missing you ise ayrı bir olay oldu. Eski zaman tınıları olan şarkıyı dinlediğiniz de sizi sanki o eski zaman aşklarına götüren bir şarkı olmuş. Kim Yoon Ah diye biri ile düet yapmış hatunun ses de çok iyi , Jaurim adında bir grubun üyesiymiş. Benim ve diğer bütün VIP’lerin ve G-dragon sevenlerinin merakla beklediği düet ise Tablo ve Dok2 ile yaptığı çalışma. Albmün bonus şarkısı olarak geçiyor. Artık o da çıksa da dinlesek *-* 
  
Nell ile olan düeti ..


missing you ..



( yazdıklarıma dikkat ettim de o kadar süper çok iyi demişim ki abarttığımı sandım ama söz konusu G-d olunca ve seçtiği isimlerin kalitesini göz önüne alırsak abartmış sayılmam sanırım ^^)

Lider elini korkak alıştırmadı şimdiden 3 klip çekti sırasıyla One of a kind – that xx – Crayon. That XX diğer iki şarkıya nazaran yavaş bir parça olduğundan klibi daha sakin ve hikaye barındıran bir klip oldu. One of a kind ise tamamıyla Gd nin farkılılığını ve moda zevkini gözler önüne sermiş. Ve asıl olay Crayon da olmuş :D çok renkli çok enerjik çok parti havasında hatta sizi kahkahalara boğan bir klip oldu.
 buda crayon 'dan bir fotoğraf :)

veee kliplerrr :))

ilk olarak - one of a kind -
that xx



veeeeeeeeeeee CRAYON :D



Bu arada beyimiz çıkış yapmadan önce twitter hesabı açıp bütün hayranlarını sevindirdi J ( her ne kadar onca atılan tweetlerimize cevap vermese de :D :P )
Şimdilik benim gözlemlerim böyle daha geniş yazılar okumak isterseniz biri bu :) diğeri de diğeri de bu :) bu yazılara da göz atabilirsiniz  diyorum vee gidiyorum ^^

Ps : sizi bol bol G-dragon dinlemeye davet ediyorum adamın her yerinden enerji ve mükemmelik akıyor *-*

6 Eylül 2012 Perşembe

içim kararmış benim ...


Not: bu bir kişisel depresif halimin ürünüdür -,-

Şu anda yanımda bir kupa yeşil çay ve bir tane de Halley var. Birinin beni rahatlattığına ; diğerinin de bilim adamlarınca kanıtlanmış olan (!) mutluluk verdiğini söyledikleri için mutlu ettiğine dair bir inanca sahibim. İşin kötüsü şu an midem rahatsız olduğundan bana verebilecekleri tek şey mide ağrısı… fonda da ruh halimi berbat edecek bir şarkı da cabası.
Bu ara yine düşünmemem şeyleri düşünüyorum. Yani nasıl desem kendimi kötü bir ruh haline sokmam için elimden geleni yapıyorum. Ama bunun için kendimce geçerli sebeplerimde var. Yaz tatilimin bu evresi kötü geçiyor mesela. Sonra en yakın arkadaşımla anlamadığım nedenini bir türlü bulamadığım bir soğukluk var aramızda. Ve bu gerçekten canımı çok sıkıyor ve sinirlendiriyor. Neyse kendimle asıl sorunum bu değildi -,-

Sanırım geçen sene bu günlerde oldukça mutlu ve heyecanlıydım. Elimde sürekli bir telefon ve o telefona gelen mesajlarla gayet iyiydim. Hatta o zamanlar bu kadar iyi olmadığımı düşünüyordum. Karşımda beni anlayan konuşmasıyla bile rahatlatan biri vardı. Ben ki o yaz gecenin bir vakti salıncakta gökyüzüne ulaşıcakmışım gibi hızlı sallanıp mesaj sesini duyunca apar topar o kısacık eğlencemi yarıda bırakıp ona cevap vermiştim.

Her güzel şeyin sonu kötü bitmek zorundaymış gibi bu da bitmişti. Hem de çok kötü. Ve o kötü anlar bu aya tekabül ediyor ve ben istemeden de olsa geriliyorum. Onun yüzünden de Ankara’ya bile gitmek istemiyorum. Kendimle çelişerek de onunla konuşmak istiyorum biliyorum ben bir şey yazarsam o yine hiçbir şey olmamış gibi konuşacak. ( çünkü onun rahat bir kişiliği var benim gibi sohbet sayfasını yada numarasına bakıp kısa metrajlı gerilim filmi çektiğini sanmıyorum :/ )
Duygularımdan emin değilim seviyor muyum yoksa ona bir türlü ulaşamadığım için bana aşırı derecede cazip mi geliyor bilmiyorum sadece tek istediğim hayatımda olmasını istediğim.

Poff sanırım bu kadar yeter. Yeşil çay bitti. Halleyimide yarısına kadar yedim.

Ps: onu çok özledim bu yüzden kendimden nefret ediyorum >.<
 bu da depresif şarkım :/ iyi geceler ...