Pages

28 Mayıs 2012 Pazartesi

hay bin kelebek ^-^









Kelebekler amaçsız bir biçimde içimde dans mı ediyor tepiniyor mu bilemedim  ama  içim bu ara böyle bir değişik :) iyi bir şeyler de olmuş olabilir ya da iyi bir şeyler de olabilir şimdilik o konu muallak biraz :)

Yani o kadar iyiyim ki hala Kant çalışıp hem de iyi olabiliyorum :D ( Kant’ında alacağı olsun bu dönem ömrümü yedi resmen -.- ) birde Kant için kasmayayım diyorum kendimi şurda eve gitmeme kalmış ( bu günü de saymazsak eğer ^^ ) 2 gün değmez :)
Zaten ders mi çalışıyorum ders çalışır gibimi yapıyorum belli değil. Mp3 deki 300 e yakın şarkıyı ezberledim sayılır. Elimin altında iki tane kişisel gelişim bir tane güncel olmaz üzere üç kitap var sıkıldıkça daldan dala yapıp öyle okuyorum :/ yani ders çalışmamak için verdiğim çaba göz yaşartır yani o kadar  :D
Tatil de yaklaşıyor ^^ gerçi kızlardan ayrılacağım diye üzülüyorum ama şimdi tatilde yapacaklarımı düşününce onlar daha ağır basıyor ne yalan söyleyeyim şimdi :D nasılsa internet var telefon var bağı koparmıyoruz zaten J
Tabi bu yaz kendim için başka planlarımda var ama onları da zamanı gelince yazarım ;)
Bu arada mayıs bitecek hala Ankara’ya yaz gelmedi -.- hava yanar-dönerli sabah gök gürültülü yağmur öğlen güneş akşam serin soğuk geceyi de şimşek gösterileri ile sonlandırıyor...
 bu ara bu şarkıya fena sardım Yong Hwa ile söyleyecek kıvama geldim diyebilirim :)

 Yong hwa çok hoş değil mi ^-^
 
   
ps : içimdeki kelebkler hala aynı modda yirim ben onları ^^ 
      bir de çok özledim ama şu anlık iyiyim sanırım :)
 
       





11 Mayıs 2012 Cuma

EVRENE MESAJLAR VOL.2


                        



Bu ara evrenle aramız iyi gibi hatta seviyeli bir ilişkimiz var bile diyebilirim J . Ben makul şeyler isteyince  o da benim isteklerime kulak veriyor sanırım ^-^  .  Bende bundan yüz bularak astarını istiyorum ve yeni isteklerimi sunuyorum kendisine. Eveeett başlıyoruz…





    1. Öncelikle tekrar güneş açsın yağmurlu gün istemiyoruz baharın tadını çıkarmak istiyoruz. Sıcak ve güneşli hava candır. 







 


2     2. Finaller yaklaşıyor :/  sonuçlar alehimize değil lehimize olsun mümkünse 
 ( hocalarımız da keşke sınavları kasmasa :/ )







     3.  Okul artık tatile girsin bizde izleyemediğimiz kore dizilerini izleyelim >.< 





    4. Bak bu çok önemli buna dikkat çekiyorum .             
   G-dragon saçlarını sarıya boyasın ve yeter ki şu kırmızıdan vazgeçsin.




      5. Yarın bir seminere gideceğim çok önemli   ve hayatımı etkileyebilir  gayet heyecanlı bir olay benim için olsun istiyorum ^-^ 



             6. Hayatım daha canlı olsun =)


               7.   Evren sana da çok yüklenmek istemiyorum isteklerim şimdilik bu kadar :*


Ps: evren bak daha anlaşılır olsun diye görselleri çok kullandım hadi görelim marifetlerini =)



1 Mayıs 2012 Salı

Kaybetmekten korktuğumuz için mi bütün bu olanlar ??






Sırf 5 dakika daha onunla zaman geçsin diye içimizde biriktirdiğimiz şeyler yok mu ?? var tabi . hemde o kadar çok ki..
İnsanlar ne kadar çok ‘yalnızlığı’ sevsede hatta onlar için bu kavram onların tek gayesi olsa da aslında arkasına gizlendikleri bir kapı bir maske adeta. Çünkü birine ne kadar bağlanırlarsa onu kaybetme olasılığı daha çok artacak. Sonucunda ise ‘’aslında ben yalnızken daha iyiydim yaa..’’ diyerek olayı örtbas etmeye çalışacak..
Kaybetme korkusu konusunu nerden açtım dimi ?? yine Naynamla bir telefonla konuşma seansında kendimce ona fikirlerimi sunarken yine kendi yaptığım yanlışlarla yüzleştim. ( halbuki her defasında böyle yapmıcam diye kendimi uyarırken ) aslında yanlışlık değildi. Bildiğin bariz korkaklıktı. Kaybetme korkusuydu.. onca zaman sonra bir araya gelmemiz tabi ki mucize değildi ama ondan sonra olacak her şey mucize olacaktı ya da kötü bir şans olacaktı.. sonuçta bir araya gelmeyi en azından ‘ acaba ben nasıl biriyle bunca zamandır konuşuyorum’ merakı vardı. Tabi bende fazladan ufak da olsa yanımda olmasını istemem varken onun karşısında ise büyük bir telaşla kaybetme korkusu vardı.
(eğer bir şeye mucize diyeceksek oda bu iki ihtimalden ikide gerçekleşmedi )
Karşındaki insanla öyle güzel bir iletişim vardır ki aranda gerçek olduğuna dair şüpheye düşersin yok artık bu kadar da olmaz dersin. Hatta bunu onun kurguladığını bile düşünürsün. Acaba empati mi kuruyor dersin. Nokta  atışı yapar en sevdiğin konulardan bahseder , sen konuşursun konuşursun önünü alamazsın ama o senin hakkında istediği her şeyi öğrenir istediğini alır.
Sonra da ‘ aa bak ne kadar da konuşacak ortak şeyler var ‘ dersin ama aynı şeyleri düşünmüyorsunuzdur. Belki de senin düşündüklerini farklı bir şekilde senin önüne sunuyordur. O artık gözünde mükemmel bir insandır ,ideaların ideasıdır..
 Sonra tek kalırsın , arkadaşınla konuşursun , kendi kendine itiraf edersin bir nevi ’ ya aslında ben onu tam olarak tanımıyorum ki ‘ onun hakkında bilmediğim çok şey var ama soramıyorum dersin. O sırada devreye benim lap diye söylediğim sözler bütün boşlukları doldurur..
‘canım , çünkü bizim kaybetme korkumuz var’ -.-
Çünkü soramadıklarımızı sorarsak sıkılabilir , gerilebilir. Karşındaki gerilirse sen daha çok gerilirsin o senden uzaklaşabilir falan filan.. sonunda çeker gider kaybedersin ( belki sorularınıza sabırla cevap verip belki gitmeye de bilir %50 lik bir şans var tabii.. )
Eğer içiniz rahat olacaksa bütün kartlarınızı açık oynayın. Kaybetme korkunuz bir nevi cesaretsizliktir, hatta bazen pişmanlıktır ki ben hala o nalet olası o soruyu soramadım diye kendi içimi kemiriyorum.. >.<
Ps: bırakın o sizi an için yaşıyor zannetsin ; siz anların temelini iyi oluşturun ki gelecek anlar daha iyi olsun.. çünkü önemli olan madalyonun görünen yüzü değil görünmeyen yüzü siz yüzsüzlük yapın iki tarafını da öğrenin J