Pages

27 Aralık 2012 Perşembe

melankoli durumlar...

bu ara biraz melankoli havam ... söylenecek çok şey var ama henüz yazmaya cesaret edecek kelimelerim yok bu ara..

belki havalar yüzünden .. Ankara'nın sisli, soğuk beni boğan havası yüzünden..

ama az kaldı yeni yıla çok az.. iyi şeyler olacak hissediyorum.. yeni yılla beraber daha güzel kelimeler düşecek buralara :)

şimdilik bu ara beni saran sarmalayan şarkıları bırakıyorum size..




bu da son ..

ps: gidersen bana da bir dengini yolla ...

8 Kasım 2012 Perşembe

Özlediklerimi geri verin...





Özlediğim onunla geçirdiğim zaman mı yoksa direk kendisini mi özledim bilemiyorum. Ama bir şeyleri özlediğim aşikar…

Aşk konusunda neredeyse kendimi bahtsız olarak ilan edeceğim. Tabii ki ilişkiler konusunda büyük bir ( hatta iki) hayal kırıklığı yaşamaktan öteye geçemedim henüz. Bir sorun vardı ama sorunun kimden kaynaklı olduğunu bilemiyorum …

Tam yeni bir yerde yeni biriyle yeni bir şeyler yaşamak istedim en doğal hakkımla. Her şey güzel de başlamıştı ama nasıl olduysa kötü bitti. Anlamıyorum ki kötü anlarımızdan kurtulmak  mesela yalnızlıktan uzaklaşmak ya da mutlu olmak için evrene hep güzel , iyi mesajlar gönderirken neden aşık olduğumuzda mutluyken evren bize sağ gösterip sol vuruyor ? neden yani ??

Son bir senedir kurtulmak istediğim ama bir türlü kurtulamadığım bir platonik durumun içindeyim. Hep iyi düşünmeye çalışıyor evrene olumlu , kendimi tatmin edici mesajlar , olumlamalar gönderiyorum bana mısın demiyor .

‘’ hani her şey bizde ‘kendimizde’ bitiyordu. Sadece içten istemek gerekiyordu noldu evren niye olmuyor bu iş ?’’

Eh hal böyle olunca evren de yardımcı olmuyorsa kendim bir şey yapayım dedim. Uzun zamandır kendime zaten haksızlık ediyordum bari bu sefer hem karşımdakine hem de kalbime bir şans vereyim dedim ve kendimi olayların akışına bıraktım.
Fazla aktık sanırım. Erken bitti. Bu sefer ben bitirdim. Anlamsız bir vicdan azabı çekiyordum platonik olayım üzerine çok gereği varmış gibi.. karşımda ki de ayrı bir olaydı zaten. Çok ilgi bekliyordu ; haddinden fazla. O tek taraflı yaşadı ilişkiyi bir nevi. Bitirelim dediğimde hiç empati kurmuyorsun dedi. Sorun benim empati kurmam değildi sorun aşk yoktu , sevgi yoktu…

Olayı ben bitirmiştim ama üzülen yine ben oldum. Üzüldüm çünkü insanları üzmekten kırmaktan nefret ediyorum L

Kısa bir zaman geçirmiştik ama güzel zaman geçirmiştik. Sanırım benim ki biraz da boşluğa düşmek gibiydi. Onunla geçirdiğim zamanları özledim sadece asıl özlediğim başka..

Ps: yeni bir ilişkiye başladıktan kısa bir sonra sonlandırmam evrenin bana ‘’ daha diğeriyle işimiz bitmedi aceleci değil sabırlı ol ve bekle ‘’ deme şekliydi sanırım…


6 Kasım 2012 Salı

İnsanlar değişik azizim -_-


Uzun zaman önce başıma geldi birazdan anlatacağım olay. Genel temamız fotoğraf ve yorum -,- geçenlerde bir fotoğrafıma öyle yorumlar aldım ki ağzım bir karış açık kaldı. Tabii ortada yanlış anlaşılacak bir durum yok..


    Neyse olay benim bu fotoğrafıma gelen yorumlarla başladı. Her ne kadar fotojenik bir insan olmasam da kendi çapımda iyi çıkarım fotoğraflarda ama hayatımda da böyle yorumlar almamıştım hiç. Daha doğrusu bu kadar değişik, acayip yorumlar almamıştım. (kim almıştır ki zaten mümkünse bunları yazan kişi türünün ilk ve tek örneği olsun :O )

Olaylı fotoğrafa gelen olaylı yorumların ilki…

tanıdık birşeyler görüyormuşum gibi geldi.. biraz (sanırım Antik Yunan(?) temalı) resimlerden.. biraz da kendi gözlemlerimden.. balkanlar filan geliyor aklıma.. belki de zaten bildiğin birşeyi tekrar sana söylemek değil niyetim.. ne diyeyim.. hoşuma gitti.. aslı var mı söylediklerimin
sanırım biraz karışık oldu ama..

Biraz mı ? o.O demek geldi içimden ama diyemedim tabi. Bir an acaba başka bir şey mi anlatıyor diye düşündüm ama değil bildiğin yorum yapmış. ‘’hoşuma gitti’’ dese daha az tepki verir konuyu kapatırdım ama değildi yani.. cevap olarak biraz tuhaf olduğunu ama yine de teşekkür ederim dedim.

Aslında devamı var tabii …

aslında aradım fakat bulamadım aklımdaki resimi.. çeşitli detayların (mimik, "bardak tutuş biçimi" belki de sosyal fakat fiziksel olarak da görünür olan) yörelere özgü olabildiğini ve nesillerden nesillere aktarılabildiğini düşünüyorum sanırım bazen..
balkanlar var mı akrabalığın, nasıl..
şimdi "balkanlar" diyebiliyorum ama.. işte bir çeşit gıdı hareketi izi, ya da saç kullanma biçimi belki biraz da vucut biçimi birleştirmeye çalıştığım..
böyle yazınca sanırım daha çok "materyal" üzerinden dönen bir tartışma gibi olacak ama.. bakalım..


Al bir de buradan yak dedim okuyunca. Alt tarafı balkon kenarına oturdum başıma bunların geleceğini tahmin bile edemezdim.
Olaya balkanlardan girse bile öyle olmadığımı Karadenizli olduğumu ayrıca göçmen olmadığımı da ayrıca ekledim bu olayın son bulmasını umarak..


aklıma "Pontus" üzerinden yeni "olası" açıklamalar geliyor ama sanırım en azından şimdilik bu kadar kurcalama yeter..
aşina olduklarımız mı hoşumuza gider yoksa hoşumuza giden yada gidebilecek olanlara kaşı meyilli olduğumuzdan mı sık sık onları ziyaret edip aşina oluruz..
anaokulu zamanlarıma kadar giden bir soru oldu şimdi benim için.. :)
cevabını esirgemediğin için teşekkür ederim.. sanırım şimdlik içini doldurabildiğim sorularım bitti.. ve seni rahatsız etmekten endişe ettim.. haydi bakalım..

hayırlı geceler

bunu da okuyunca sanırım mitoloji dersindeyim dedim bunun başka açıklaması olamazdı çünkü. Paragrafın sonuna doğru çok okumaktan sanırım ufku fazla (!) genişlemiş diye düşünüyordum ki beni yanıltmadı arkadaş. Kendisi de olayın çocukluğuna kadar gittiğini söyledi -.-

daha cevap vermedim alacağım cevaptan korktum o.o . yani mesajlar hoşuma gitti bile diyemedim metin içinde anlayacağım bir alt metin arıyordum hatta mitoloji dersi niye görmüyoruz diye de bölümdekilere de gönderme bile yaptım içimden..

ps : bu mesaj trafiği bir klasik müzikle bitmişti. Şimdi o eseri hatırlamıyorum ama sabredip sonuna kadar dinlemiştim ayıp olmasın diye -.-

29 Ekim 2012 Pazartesi

happy birthday to me ^-^



Bu bir geç kalınmış doğum günü yazısıdır !

Evet. Bayram dolayısıyla geç kaldığım için yazıyı anca yazabildim:/.
Geçtiğimiz  23 ekim de blogum ilk yılını doldurmuş oldu. Artık o 1 yaşındaa ^^. Hatta beraber blog dünyasında ilk yılımızı doldurduk. Öyle ya ben yazmazsam o da olmazdı:D çok nadir yazan bir insanım farkındayım ama bendeki ilham durumu da aynı benim gibi pek üşengeç J

Bu blogu açmak o kadar kolay olmadı benim için. Uzun bir düşünme evresi geçirdim. Açsam nasıl olur ne yazarım kim okur gibi endişelerim vardı. Ama bu işe adım atmamda en büyük etkilerden biri çok iyi bir okuyucu olmamdı. Kitaplardan bir anda blog okuyuculuğuna terfi etmiştim. Ve inanılmaz blog yazarları vardı. Her okuyuşumda kendimi bulduğum hislerime tercüman olan yazarlar vardı. Bam teline dokunan cinstendi onlar J
Bende düşündüm ki başkalarının yazılarında kendini arama yazdığın yazılarda kendini keşfet diyerekten  bu işe giriştim. Çünkü artık defterlere yazmak yetmiyordu insanlarda görsün istiyordum.

‘’ defterlerim deki yazılarımı , içinde saklanan tüm kelimeleri özgürlüğüne kavuşturdum ‘’

Ha çok mu yazdım ? yazamadım tabi. Çünkü çekingenliğim hala ilk gün ki gibi. Yani yazmaya yazıyorum da yayınlarken 40 kere düşünüyorum.
Bu işe girişmemde ki 2. Büyük etken de ufak çaplı aşk kazası geçirmiş bir kadının isyan sayfası da diyebiliriz. Son yıllarda blog açan kadınların bir kısmı (bende dahil olmak üzere) karşındaki insana anlatamadıklarını , içindeki nefreti her şeyi dökmek için yazıyor . (bkz. Pucca )

Bende yaşadığım olayı sindiremedim başıma geleni yazdım. En büyük ilhamın o’ydu zaten. Satır aralarım hep onunla doluydu. Şimdide olduğu gibi neyse …

Velhasıl kelam konu kısıtlaması yapmadım içimde tutamadığım , bastırdığım her şeyi gün ışığına çıkarmaya çalıştım J

Öyle böyle derken 1 yıl olmuş işte J

Şimdi teşekkür etme merasimi ^^
İlk olarak her zaman yanımda olan güzel yorumlarını ve desteğini esirgemeyen ayrıca fotoğraf seçimiyle de beni yalnız bırakmayan Yağmur’a J

Sonra o nefis yazılarıyla bazen bir uğraş bazen de farklı ilgi alanlarıyla dünyamı genişleten blog yazarlarına J

O kıymet bilmez satır aralarında dolanan ilham perime -.-

Ve en önemlisi yazılarımı okuyan ve yorumlarını eksik etmeyen okuyucu arkadaşlarıma …
 Çooooooooooooooooooooook teşekkürler ^^

Ps :dileğimi tuttum mumları üfledim gerçekleşmesi dileğiyle … J

22 Ekim 2012 Pazartesi

Kıskanmak mı ? ben mi ? Aaa çok ayıp !




İtiraf etmekten kaçındığım bir huyum varsa o da kıskançlık. Çok üstüme gelenler hemen çözer bu özelliğimi. Bence genel bir sorun ya neyse..

Bazen fena takıntı haline gelebiliyor. Kendimden biliyorum , her ne kadar ‘ sen aslında dozunda kıskançsın olması gerektiği kadar Cemre ‘ diye kendini teselli etmiyor da değilim :P.

Yani benim olayım biraz da mızmızlık aslında ben kuzenlerimi kıskanan bir insanım ki diğer olayları sevgili durumlarını falan siz düşünün artık.

Ya ben aslında sevdiğim insanları paylaşmayı sevmiyorum.onlarla iyi geçinen bir şeyler paylaşan insanlara yabancıysam bir o kadar daha yabancı oluyorum. Hiç şans vermiyorum..

Ben kendimi daha büyümüş , olgunlaşmış sırasına koyamamışken kuzenlerimin tek tek evlenip yuva kurmalarını hazmedemiyorum (tabiî ki evlensin mutlu olsunlar ben şu ilk evrelerden bahsediyorum yanlış anlaşılmasın :D ). Sanki o zaman çocukluğumu elimden alıyorlarmış gibi oluyor :/ sonraki bende ki olayı gör cadı kaynana mı dersin kötü görümce mi dersin … ( bu konuda en çok erkek kardeşimi acıyorum hakkatten kötü görümce olucam o zaman :D )

Ve sevdiğim adamı daha çok kıskanıyorum ama bu kısmı çok belli etmem. ( kimsenin egosunu bu yüzden tatmin de etmem ) ama yanında ben değil de başkaları varsa onun sohbetini , gülüşünü hatta sinirlenip kızmasını başkası paylaşıyorsa kıskançlıktan kahrolacak duruma geliyorum. Onu hissedememek beni deli ediyor…

Ama bu kıskançlık karşınızdaki insanla aranızda bir güven sorununa dönüşmemeli. Dozunda olmalı şöyle düşünün ilişkilerin akışı içinde gerekli bir unsur gibi hani kısa süren kavgalar gibi ilişkinin tuzu biberi deriz ya J

Hem azıcık da olsa kıskanıcaksın abii , kıskanmayan insanları samimi bulmuyorum -,-

Ps: şu burnundan kıl aldırmayan fenomenler bile kıskanmadan olmaz illa ‘’ sevdiğim adamı (kadını)kıskanmadan duramam ben ‘’ diyenler fav etsin diyor :P demek ki var bunda bir keramet =))

29 Eylül 2012 Cumartesi

Anlamak mı ? Anlaşmak mı ?


Anlamak mı ? Anlaşmak mı ?

Bütün mesele bu aslında …

Bu ara bu meselenin tam ortasındayım ne anlayabiliyorum ne anlaşabiliyorum. Vaziyetin vasat olmasının nedenlerine bakacak olursak ; ya etrafımda bunları birbirine karıştıran insanlar var ya da tatilimin son demlerinde olduğum için okulun açılması yaklaştığı için içine girdiğim depresif durum da nedenler arasına girebilir 
-,-

Direk konuya girelim işe anlamaktan başlarsak eğer..

İnsanları kolay anlayan bir yapıya sahip olduğumu düşünüyorum. Belki okuduğum bölümün , gördüğüm derslerin etkisi olduğu aşikar..’ insan ‘ kelimesi beş harften oluşsa da içinde barındırdığı anlam derin ve koyu. Basit ve bir o kadar karmaşık. Anlıyorum dediğime gelecek olursak herkes kendini ne kadar bana aktara bilirse bende o kadar anlarım. Bazılarını çok kolay bazılarını ise çok zor anlarım. İnsan bu zira çeşidi çok..

Mesela beni anlayan , anlamaya çalışan insanlara büyük bir saygım duyuyorum. Çünkü beni anlamış ama anlamayan ağzına geleni saydıran insan görmüşlüğüm var.
Yani anlaşmanın temelinde iyi bir anlamanın olduğunu düşünüyorum.(kendimce)
Hatta bazen anlamak da yetmiyor karşınızdakiyle iletişim kuramıyorsanız ortada anlaşmak konuşmak diye bir şey kalmıyor -,-

İlk olarak yıllardır arkadaş olduğumuz kişileri ele alalım. Siz onları her daim dinlersiniz dimi. Onları anlamaya çalışırız, onlar bu durumdan oldukça hoşnutlardır. ( beni anlayan bir sen varsın canım arkadaşım ^^ nidalarını duymuşsunuzdur ) ama konuya sizin açınızdan bakalım (kendiniz için yani ). En kötü zamanınız da yanına gittiniz sizi anlamasını bekliyorsunuz bir şekilde hani ‘arkadaşsınız’ ya. Ama işler öyle olmuyor yani istediğiniz gibi. İşte burada olaylar tek taraflı yürümeye başlıyor. Siz onu anlarsınız ama o sizi anlamak istemez ama çok anlaştığınızı zanneder sadece..

Birde her dediğinizi yanlış yorumlayan anlayan insanlar var ki .. ( onları atsan atamıyorsun satsan satamıyorsun ) bir şey söylediğinizde illa bir alt açıklama yapmak zorundasınızdır. Bu olay yorar , bunaltır..
Bu resmen bilmediğiniz bir dilde olan bir filme Türkçe altyazı eklemek gibi bir şey olsa gerek..

( şu yukardaki özelliklere sahip olan insanlara katlananları sabırlarından dolayı tebrik etmek lazım başından defetmesini bilenleri ise ayakta alkışlıyorum J )

Hep kötü yanlarını yazmak olmaz .. J

Birde görmeden, görüşmeden anlaştığımız insanlar vardır. Onları korumak lazım. Sizi anlayan konuştuğunuz da kendinizi diken üstünde hissetmediğiniz zamanlardaki anlaştığınız insanlardır bunlar.

Ben mesela bu anlaştığım kesimle genellikle internet ortamında görüşüyorum. Bazılarının sırf yazılarını okuyorum. Yazılarıyla bile beni anlayan okuduğumda ‘ evet ‘ ‘işte tam istediğim buydu ‘ şeklinde tepki verebiliyorsam bence anlaşa da biliyoruz J

Ps : şu ana kadar en iyi anlaşma şeklini annem ve çiçekleri arasında gördüm J annem onlarla sohbet eder , sular ;onlarda en güzel renkleriyle çiçeklerini açarak annemi mutlu ediyorlar.
                     Bu da size iyi geceler şarkım olsunJ


17 Eylül 2012 Pazartesi

GET YOUR CRAYON


     

 Benim sevgili liderim sonunda müthiş bir dönüş yaptı. Kendini yenileyerek birbirinden güzel şarkılarla hemdee J albüm çıkmadan önce ‘one of a kind’ ile önce ağzımıza bir parmak bal çaldı sonra ‘that xx’ ile merakımızı tavan yaptırdı. Ben bu şarkılardan sonra acaba bir insan daha ne kadar mükemmel olabilir diye düşünmedim değil. Başına onca şey geldi ne kendini bıraktı ne de fanlarını bıraktı. Biz ona inandık o da kendine inandı ve ortaya böyle harika bir albüm çıktı J

bunlar '' one of a kind '' klibinden ...







    

bunlar da '' that xx '' klibinden..



                                                         


Albüm de çoğunluk düetlerden oluşuyor desek yeridir. Yine özgün ve iyi isimlerle çalışmış. Ses uyumları çok iyi bence. Nell ile olan düeti ve şu yeni çıkacak yeni kız grubundan biriyle olan düeti söylenecek bir şey bulamadım. Hatta o adı belirsiz kızın sesine hayran kaldım resmen. Missing you ise ayrı bir olay oldu. Eski zaman tınıları olan şarkıyı dinlediğiniz de sizi sanki o eski zaman aşklarına götüren bir şarkı olmuş. Kim Yoon Ah diye biri ile düet yapmış hatunun ses de çok iyi , Jaurim adında bir grubun üyesiymiş. Benim ve diğer bütün VIP’lerin ve G-dragon sevenlerinin merakla beklediği düet ise Tablo ve Dok2 ile yaptığı çalışma. Albmün bonus şarkısı olarak geçiyor. Artık o da çıksa da dinlesek *-* 
  
Nell ile olan düeti ..


missing you ..



( yazdıklarıma dikkat ettim de o kadar süper çok iyi demişim ki abarttığımı sandım ama söz konusu G-d olunca ve seçtiği isimlerin kalitesini göz önüne alırsak abartmış sayılmam sanırım ^^)

Lider elini korkak alıştırmadı şimdiden 3 klip çekti sırasıyla One of a kind – that xx – Crayon. That XX diğer iki şarkıya nazaran yavaş bir parça olduğundan klibi daha sakin ve hikaye barındıran bir klip oldu. One of a kind ise tamamıyla Gd nin farkılılığını ve moda zevkini gözler önüne sermiş. Ve asıl olay Crayon da olmuş :D çok renkli çok enerjik çok parti havasında hatta sizi kahkahalara boğan bir klip oldu.
 buda crayon 'dan bir fotoğraf :)

veee kliplerrr :))

ilk olarak - one of a kind -
that xx



veeeeeeeeeeee CRAYON :D



Bu arada beyimiz çıkış yapmadan önce twitter hesabı açıp bütün hayranlarını sevindirdi J ( her ne kadar onca atılan tweetlerimize cevap vermese de :D :P )
Şimdilik benim gözlemlerim böyle daha geniş yazılar okumak isterseniz biri bu :) diğeri de diğeri de bu :) bu yazılara da göz atabilirsiniz  diyorum vee gidiyorum ^^

Ps : sizi bol bol G-dragon dinlemeye davet ediyorum adamın her yerinden enerji ve mükemmelik akıyor *-*

6 Eylül 2012 Perşembe

içim kararmış benim ...


Not: bu bir kişisel depresif halimin ürünüdür -,-

Şu anda yanımda bir kupa yeşil çay ve bir tane de Halley var. Birinin beni rahatlattığına ; diğerinin de bilim adamlarınca kanıtlanmış olan (!) mutluluk verdiğini söyledikleri için mutlu ettiğine dair bir inanca sahibim. İşin kötüsü şu an midem rahatsız olduğundan bana verebilecekleri tek şey mide ağrısı… fonda da ruh halimi berbat edecek bir şarkı da cabası.
Bu ara yine düşünmemem şeyleri düşünüyorum. Yani nasıl desem kendimi kötü bir ruh haline sokmam için elimden geleni yapıyorum. Ama bunun için kendimce geçerli sebeplerimde var. Yaz tatilimin bu evresi kötü geçiyor mesela. Sonra en yakın arkadaşımla anlamadığım nedenini bir türlü bulamadığım bir soğukluk var aramızda. Ve bu gerçekten canımı çok sıkıyor ve sinirlendiriyor. Neyse kendimle asıl sorunum bu değildi -,-

Sanırım geçen sene bu günlerde oldukça mutlu ve heyecanlıydım. Elimde sürekli bir telefon ve o telefona gelen mesajlarla gayet iyiydim. Hatta o zamanlar bu kadar iyi olmadığımı düşünüyordum. Karşımda beni anlayan konuşmasıyla bile rahatlatan biri vardı. Ben ki o yaz gecenin bir vakti salıncakta gökyüzüne ulaşıcakmışım gibi hızlı sallanıp mesaj sesini duyunca apar topar o kısacık eğlencemi yarıda bırakıp ona cevap vermiştim.

Her güzel şeyin sonu kötü bitmek zorundaymış gibi bu da bitmişti. Hem de çok kötü. Ve o kötü anlar bu aya tekabül ediyor ve ben istemeden de olsa geriliyorum. Onun yüzünden de Ankara’ya bile gitmek istemiyorum. Kendimle çelişerek de onunla konuşmak istiyorum biliyorum ben bir şey yazarsam o yine hiçbir şey olmamış gibi konuşacak. ( çünkü onun rahat bir kişiliği var benim gibi sohbet sayfasını yada numarasına bakıp kısa metrajlı gerilim filmi çektiğini sanmıyorum :/ )
Duygularımdan emin değilim seviyor muyum yoksa ona bir türlü ulaşamadığım için bana aşırı derecede cazip mi geliyor bilmiyorum sadece tek istediğim hayatımda olmasını istediğim.

Poff sanırım bu kadar yeter. Yeşil çay bitti. Halleyimide yarısına kadar yedim.

Ps: onu çok özledim bu yüzden kendimden nefret ediyorum >.<
 bu da depresif şarkım :/ iyi geceler ...


8 Ağustos 2012 Çarşamba

istek rüya o.O


Selammmmmmmm ^^
Hazır evde yalnızım karışanım görüşenim yok fırsat bu fırsat yaz kızım yazını dedim kendi kendime J. Ziraa evde iki tane kardeş var pc yüzünden pek atışıyoruz (!) (hatta küçük kardeşimle bildiğin kavga ediyoruz neyse J)
Asıl mevzuu rüyalar…

Geçen günlerde Yağmur’un yeni yazısını okudum.Bu arada  buraya tıklayıp   yazıyı okuyabilirisiniz J
Yazı o kadar güzeldi ki okuduğum bütün kelimeleri cümleleri gerçek sanmıştım. Öyle ki ben yazının sonunu okumadan Yağmur’a çoktan sarmıştım. ‘’ ne ne oldu gerçek mi bunlar inanamıyorum aman tanrım ‘’ gibi tepkiler veriyorum. Oturduğum yerden vay anasını neler olmuş diye de söyleniyorum kendi kendime ve cevap gelir ‘ Cemre yazının sonunu okumadın mı -,-‘ diye. Ben acaba bir şey mi kaçırdım diye tekrar yazıya döndüğümde şu yazıyla karşılaştım ;
  PS: Bunlar olurken , üstüm açık yatmıştım sıcak diye …
Vay annesini rüyaymış ya her şey. Yani bildiğin rüya. Bir yandan da sevindim gerçek olsaydı nasıl kaçırdım böyle bir olayı diye üzülürdüm. Zaten arkadaşımın fantastik filmleri aratmayan rüyaları oluyor gerçek olsa bu kadar güzel olmaz dedirten cinstenJ. Sonra konuşma arasında ben niye böyle rüyalar göremiyorum diye yakındım. Benim gördüğüm rüya, rüya değil uzun metrajlı film sanki 5 yıl , 10 yıl sonrasını falan görüyorum değişik şeyler. Halbuki bir konserde olsam mesela bir Big Bang konseri olur ne bileyim bir Enrique  Iglesias konseri olur deli gibi eğlensem böyle bir rüya ya çok mu :/
 Yağmur üstün açık uyu dedi belki görürsün dedi. Ama şu gördüğün ben 40 derece sıcak bile olsa üzerimde örtü olmadan uyuyamam. Tamam dedim bu gece denicem dedim.
Yok böyle bir olay…
Ben rüyamda G-dragon beklerken göre göre lisede hoşlandığım çocuğu gördüm o.O revamı bu bana. Yani çocuğu da 5 senedir görmüyorum. Ne yapar ne eder bir bilgim de yok. Uyandığım da bilinçaltıma iyi saydırdım ama. Yahu hiç olmazsa kafamı şimdi kurcalayan kişiyi görseydim en çok onu özlemiştim ama yok şansıma lise anılarım denk geldi -.- . Rüyayı detay vermeden anlatayım ama şu ilk öpücük olayı oldu çok da gerçekçiydi yani uyku da olmadığımı bilmesem gerçek sanırdım. Çok inandırıcıydı :D bir daha istek rüyamı asla zaten istediğimi de göremiyorum ben en iyisi uzun metrajlı rüyalarımla iyi geçinmeye bakayım :/

        ps : sanırım uzun süre örtümü daha sıkı sıkı sarınıcam böyle rüyaları görmek iyi değil hayır devreye bilinçaltı falan giriyo hiç hoş bir durum değil -,-

5 Ağustos 2012 Pazar

^-^


Bursa’ya taşınalı neredeyse 1 yıl olacak. Hiç tahmin etmezdim Rize’den kalkıp teeee buralara geleceğimizi.  Çünkü ben hiç bizim tayinimiz çıkmaz sanırdım. Hep polislerin ya da öğretmenlerin tayini çıkar sanırdım. ( yani babam ne polisti ne de öğretmen ama sonuçta devlet memuru:) )

5.sınıfa giderken en yakın arkadaşımın babasının tayini çıkmıştı. Çok üzülmüştüm o gidicek diye öyle ki babam sınıfımı başka sınıfa aldırmıştı da ben sırf arkadaşım yalnız kalmasın diye gitmemiştim o sınıfa. ( babam bunu geç öğrendi ama yapacak bişi yoktu tabi :D). O gidince niye bizim tayinimiz çıkmıyor diye epey sorgulamıştım bu durumu ama sonra unutmuştum…

Aradan yıllar geçer bir akşam köydeyken dayım ‘tayininiz çıktı Samsun’a  gidiyorsunuz’ dedi. İlk başta şaka sandım ama babamda onaylayınca yine çok üzülmüş çok ağlamıştım. Ergen dönemlerimdi tabi bende ki afra tafra kimse de yok zaten huysuzdum iyice zıvanadan çıkmıştım. Samsun da ilk üç senem iyi geçmese de son üç senem iyi geçti JJ
Güzel arkadaşlıklar edindim. Hatta şu an onları çok özlediğimi fark ettim L hele Naynam burnumda tütüyor :/ neyse neyse nerde kalmıştım J

Sonra ben üniversiteyi kazandım Ankara’ya geldim -.- bir sene sonra da annemin isteği üzerine babam tayinini Bursa’ya aldırdı. Mekan değişikliğine alıştığımdan dolayı Samsun’dan ayrılmak pek zor olmadı. Bursa da yabancı yer değildi zaten :D yazları hep geldiğimizden bilindik yerdi.

Çocukluğumun parkı hala yerli yerindeydi. Daha dün orada piknik yaptık. Aklıma 10 yıl öncesi gelmişti aynı yerdeydik yine o zamanlar 11 yaşımda falanım deli gibi yakan top oynardık ilk vurulan ben olurdum kızar mızıkçılık yapardım Jdeğişen bir şey olmadı 21 yaşıma geldim yine yakan top yine ilk vurulan ben yine mızıkçılık yapıp çığlığı basan yine ben J
Anneme dönüp ‘’ anne bak hiçbir şey değişmemiş hala her şey aynı’ dememle annem cevabı yapıştırır
-      Evet hala huysuz ve muzur bir kızsın JJ

Ps : yazımı yazarken o güzel ‘Banmal Song’ şarkısıyla o güzel sesiyle beni mest eden Yong Hwa’ya teşekkür ederim ^^